Şeker Hastalığı Nedir?
Şeker yüksekliği ile seyreden kronik metabolizma hastalığına şeker hastalığı (Diabetes Mellitus) adı verilmektedir. Organlar, hücreler şeker kullanım sorunu yaşamaktadırlar. Hastaların şeker ayar mekanizması bozulmuştur, bu nedenle kandaki şeker doğru şekilde kullanılamamaktadır. Çeşitli tipleri vardır ancak en sık görülen şekli tip 2 diyabet denilen genellikle 30 yaş sonrası ve şişmanlıkla birlikte ortaya çıkan, ailesel olabilen tiptir.
Kandaki Şekerin Önemi Nedir ve Normali Nedir?
Kandaki şeker vücudun ana yakıtıdır. Bir diğer deyişle otomobilin benzinidir. Bütün hücreler yaşayabilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar ve bu enerjiyi glikoz dediğimiz şekerden karşılarlar. Bu şeker değeri açlıkta sabah 70-100 mg/dl arasında olmalıdır. Toklukta yemekten iki saat sonra da 140 mg/dl değerini geçmemelidir. Bu değerler normal değerlerdir.
Hangi Kan Şeker Değeri Yükseklikleri ‘Şeker Hastalığı’ Olarak Tanımlanır veya Şeker Hastalığı Tanısı Konulur?
Kan şekeri veya glikozu sabah açlıkta 125’i, tokluk durumunun 2. saatinde de 200’ü geçince şeker hastalığı tanısı konulur ve “Hastanın şeker hastalığı var” denilir. Bu değerler, yakınması olmayan bir kişide genellikle sağlaması yapılarak, en az iki yüksek değer varlığında, teyit edilerek, tanı konulur.
Şeker Hastalığında Şikayetler Nelerdir?
Şeker hastalığı genellikle tesadüfen ölçülen glikoz yüksekliği ile tanınır. Kısacası genellikle şikayet oluşturmaz. Ancak birçok kişide de çeşitli yakınmalar ortaya çıkabilir. Bu yakınmalar; çok yemek yeme, çok su içme, çok idrar yapma, kilo verme, yemekten sonra birden şeker düşmesi ya da uyuklama, terleme, çarpıntı hali, sık sık idrar yolu veya genital enfeksiyon, başlıca görülen yakınmalardır. Ancak çoğu zaman şeker hastalığı sinsice seyreder ve organlara hasar verir. Bu nedenle kalp krizi, ayakta yanma-karıncalanma veya ağrı yakınması ya da görme problemleri hekimlere başvuru sırasında gecikilmiş şekilde saptanabilmektedirler.
Şeker Hastalığı Öngörülebilir mi? Ne Yapılmalıdır?
Şeker hastalığı kısmen öngörülebilir. Özellikle, ailesinde şeker hastalığı olanlar, şişman veya kilo fazlalığı olanlar, gebelikte şeker yüksekliği saptananlar, 4 kg üzerinde bebek doğuranlar şeker hastalığına adaydırlar. Ayrıca yüksek tansiyonlular, yüksek kolesterol veya trigliserid düzeyi olanlar, 50 yaş altında (kalp-beyin-bacak) damar problemi olanlar, insülin direnci olan hastalar şeker hastası adayı olabilirler. Bu şekilde öyküsü olan bireyler aralıklarla hastanede şeker ölçümü yaptırmalıdırlar. Kan glikozu, yukarıda belirtildiği şekilde, yüksek çıkanlar şeker hastası tanısı alırken, bu ölçümlerde açlık şekeri 100-125 arası olanlar veya tokluk şekeri 140-200 arası çıkanlar şeker hastalığına adaydırlar. Bu şekilde sonuçlanan kan şeker değerlerine ‘prediyabet’ tanısı konulmakta veya gizli şeker şeklinde adlandırılmaktadır. Bu tanısal şeker ölçümleri, evde ölçüm yapma olanağı sunan, parmaktan şeker ölçüm cihazları ile yapılmamalıdır, çünkü böyle yapılan ölçümlerle ile tanı konulamaz. Parmaktan ölçüm yapan cihazlar sadece şeker hastası tanısı konulmuş olanlarda takip amaçlı kullanılır.
Şeker Yüksekliğinin Önemi Nedir? Şeker Hastalarında Şeker Değeri Neden Düşürülmeye Çalışılmaktadır?
Kanda şeker yüksekliği, öncelikle damarlara ve damardan zengin organlara zarar vermektedir. Bu organlar; kalp, böbrek, göz ve sinir sistemidir. Şeker yüksekliği damar yapısını, elastikiyetini ve geçirgenliğini bozmakta ve kalpte damar tıkanıklıkları ile kalp krizlerine, böbrekte süzme işlemini bozarak diyalize sürüklemekte, gözde görme kayıplarına neden olmaktadır. Bu zararlar, kan şekeri yüksekliği yanında kan yağlarında ve kan basıncında yükseklikle beraber olduğunda daha da zararlı olmakta ve erken organ yetmezliği ile ölüme yol açmaktadır. Bu nedenlerle tedavide ilk olarak kan şekeri normalleştirilmeye çalışılmaktadır.
Kan Şekerini Düşürmede Ne Gibi Tedaviler Önerilmektedir? En Etkili ve Öncelikli Tedavi Hangisidir?
Başlangıçta belirttiğimiz tip 2 diyabetin tedavisinde öncelikle normal kiloya erişim, beslenme tedavisi (diyet) ve hareketin artırılması (egzersiz) faaliyetleri, tedavinin esasını oluşturmaktadır. Bu öneriler kan şekeri düşüşünü sağlayan en etkili yöntemlerdir. Beslenmesini ve egzersizini düzenlemeyen, kilosunu normalleştiremeyen kişilerde diğer tedaviler de etkisiz kalabilmektedir. Beslenme ve hareketin düzenlenmesi dışında ağızdan hap tedavileri ve insülin kullanımı diğer seçeneklerdir. Şeker hastalarında tedavi bireyselleştirilir. Yani kişinin kilosuna, şeker yüksekliğine, diğer organ ve metabolik problemlerine göre tedavi kişisel olarak düzenlenir.
Beslenme Tedavisi Nedir?
Şeker hastalığı, genellikle şişmanlarda ortaya çıkmakta ve kanda şeker yüksek düzeyde seyretmektedir. Kısacası kanda şeker fazlasıyla var olsa da vücut, organ ve hücrelerimiz bu şekeri kullanamamaktadır. Hücre ve organ çalışması bozulmaktadır, şişmanlık bunu daha da bozmaktadır. Bu nedenlerle beslenme günde 3 öğün yapılmalı ancak öğün içerik miktarları azaltılmalıdır. Bir başka deyişle kaloriyi kısıtlamak gerekmektedir. Bir şeker hastası, şeker hastası olmayan bir kişinin yediğinin yarısı kadar yerse bile ona yetebilmektedir.
Egzersiz veya Hareket Nasıl Düzenlenmelidir?
Günlük veya gün aşırı 45 dakika yürüyüş şeklinde olan egzersizler önerilmektedir. Günlük çok hareketliyim, ev içinde, işyerinde hiç durmam gibi denilen faaliyetler, hareketten sayılmamaktadır. İnsan hareket eden, hareket etmesi gereken bir canlıdır. Hareket ettikçe şeker kullanımı normalleşecek, kilo normal seviyede kalacaktır.
İlaç Tedavisi Nelerdir? Ne Zaman ve Nasıl Olmalıdır?
İlaç tedavileri hap şeklinde veya iğne şeklinde (enjeksiyon) şeklinde olabilir. Beslenme ve hareket önerileri ile kan şekeri düşürülemeyen tüm hastalarda organ bozukluğu varlığı veya yokluğuna göre ilaçlar verilir. Bu ilaç tedavileri kilo aldırabilir. Kilo almadan şekeri kontrol etmek esas olmalıdır. Erken dönemde, daha yeni tanı aşamasında, çok yüksek şeker düzeyi olanlar hemen insülin tedavisi ile şeker değerlerini normalleştirmek üzere tedavi edilirler ve daha sonra da hap tedavisine geçebilirler.
Tedavide Nelere Dikkat Edilir?
Şeker hastaları tedavi edilirken ana hedef yukarıda da belirtildiği gibi organların hasar görmesine engel olmak ve kan şekerini normalleştirmektir. Organ ve damar hasarına neden olabilecek tüm riskler yönetilir ve normalleştirilmeye çalışılır. Bu amaçla 7 ana konu üzerinde durulur:
- Kan şekerinin normalleştirilmesi
- Kan basıncının (tansiyon) normalleştirilmesi
- Kan yağlarının (kolesterol) düzenlenmesi
- Kilo kontrolü
- Sigaranın bırakılması ve alkolün kısıtlanması
- Organ hasarının önlenmesi ve tedavisi
- İlaç yan etkilerinden korunulması
Bir Şeker Hastasında Kan Şekeri Hedefleri Neler Olmalıdır?
Bir şeker hastasında hem açlık hem de tokluk kan şekeri değeri normalleştirilmelidir. Kan şekeri; sabah açlıkta 100-130 arasında, herhangi bir tokluk şekeri de 200’ü geçmeyecek şekilde olmalıdır, bu değerler normal kabul edilirler. Ayrıca HbA1c düzeyi gençlerde veya organ hasarı olmayanlarda %7, organ hasarı olanlarda %8 dolayında olmalıdır.
HbA1c Nedir, Önemi Nedir?
HbA1c bize son 3 ayın şeker seyrini gösteren, ortalama şeker düzeyini yansıtan bir tetkiktir. Parmaktan ölçülen veya kan vererek ölçülen kan şekeri değeri sadece o andaki şeker değeridir, HbA1c ise bir başka zamanı, açlık-tokluk ve gece-gündüz dahil, geçmiş 3 aylık zamanın şekerini gösterebilmektedir.
Kan Basıncı Ne Olmalıdır?
Şeker hastalarında kan basıncı yüksekliğine (hipertansiyon) şeker hastalığı olmayan bireylerden daha sık rastlanmaktadır. Kan basıncı yüksekliğinin şekere bağlı organ hasarını artırması nedeniyle şeker hastalarında tansiyon kontrolü çok önemlidir. Bu nedenle, büyük tansiyon 140 mmHg, küçük tansiyon 90 mmHg altında olmalıdır. Tolere edilebilen en düşük normal değer tercih edilebilir.
Kan Kolesterol Değeri Ne Olmalıdır?
Şeker hastalarında aynı kan basıncı yüksekliğinde olduğu gibi kan kolesterol bozukluğu daha çok olmakta, şeker ve yağ yüksekliği birlikteliği damarlara ve organlara daha çok zarar vermektedir. Bu nedenle kolesterol değeri genellikle kötü kolesterol olarak ifade edilen LDL Kolesterol hedef alınarak normalleştirilmektedir. LDL kolesterol değeri 100’ün altında olmalıdır. Bazı hastalarda non-HDL kolesterole bakılarak da kontrol edilir ki non-HDL kolesterol düzeyi de 130’un altında olmalıdır.
Vücut Ağırlığı Ne Olmalıdır?
Ağırlık boya göre ayarlanmaktadır. Normal vücut ağırlığı, boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölündüğünde (kg/m2) en fazla 25, en az 19 olan ağırlıktır. Bir başka deyişle boy uzunluğunun metre cinsinden karesini, 25 ile çarptığınızda, olunabilecek en fazla kilo bulunmuş olur. Fazla kilolar zamanla verilmeli ve normal kiloya erişilmelidir. Normal kiloya her zaman, özellikle de diyabet tanısının başlangıç döneminde erişmek çok önemlidir. Çünkü şeker hastaları, şeker düştükçe daha çok yeme gereksinimi duymakta ve bu nedenle daha çok kilo alabilmektedir. Ayrıca birçok şeker ilacı da kilo artırıcı yan etkiye sahip olduğundan vücut ağırlığı şeker hastalarında giderek artma potansiyeli taşımaktadır. Oysa az yemek ve kilo vermek, tedavinin esasını oluşturmaktadır.
Sigara Neden İçilmemeli, Alkol Neden Kısıtlanmalıdır?
Sigara, damar ve kalp hastalığı yapan çok zararlı bir alışkanlıktır. Diyabetli hastada şeker, kan basıncı ve kolesterol yüksekliği zaten damar hasarı oluştururken, sigara ile bunu artırmamak gerekir. Alkol ise yüksek kalorili bir içecektir. Kalori, kilo almaya neden olabilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda metabolizmayı etkileyerek şeker düşüklüklerine neden olabilmektedir ve ilaçlarla ters etkileşebildiğinden içilmemelidir. Ancak yine de alkol tercih ediliyorsa ölçülü veya kontrollü almakta yarar vardır. Haftada 2 günü ve 2 birimi geçmeyen tercihlerde bulunulabilir.
Organ Hasarı Nedir? Hangi Organlar Hasar Görmektedir?
Organların (kalp, böbrek, göz, sinirler, üreme ve cinsiyet organları vb.) çalışamaz hale gelmesidir. Kalp krizi, böbrek yetmezliği, gözde kanamalar ve görme kaybı, cinsel isteksizlik, erkeklerde sertleşme sorunları olabilir. Bağışıklılık sistemi bozulur, fırsatçı enfeksiyonlar sık ve ciddi şekilde gelişir ve yaşamı tehdit eder. Bu nedenlerle, organların herhangi bir hasara uğrayıp uğramadığının belirlenmesi amacı ile hiçbir şikayet olmasa bile yılda bir kontrol önerilir.
Ayrıca şeker hastalarında, damar ve sinirler erken etkilenmektedir. Cilt kuruyup çatlayabilmektedir. Cilt enfeksiyonları sık olmakta ve yaralar zor kapanmaktadır. Bu doğrultuda el ve ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma, ağrı şeklinde yakınmalar olabileceği gibi hissizlik şeklinde de yakınmalar olabilir. Özellikle ayaklarda hissizlik olduğunda, ayak üşüdüğünde sıcak uygulama, yandığında da soğuk uygulama yapılmamalıdır. Cilt yanar ancak sinir sistemi hasarı sebebiyle hissedilmez, bu kez de yanık, yara ve enfeksiyonla uğraşılır ve ayağın kaybedilmesine yol açılabilir.
Unutulmamalıdır ki, dünyada ve ülkemizde körlüğün, ayak kesilmesinin, diyalizin ve kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin en sık nedeni şeker hastalığıdır.
İlaçların En Önemli ve Sık Yan Etkisi Nedir?
İlaçlar şekeri düşürmek içindir. Ancak vücudun şeker ayar mekanizması ve bunun otomatikliği bozulmuştur. Bozulan otomatiklik; beslenme, hareket ve ilaç unsurlarıyla ayarlanmaktadır. Bu esnada şeker gereğinden fazla yükselebilmekte, bazen de çok düşebilmektedir. İlaçlar da bu duruma zemin hazırlayabilir. Kısacası ilaçların kan şekerini gereğinden fazla düşürme olasılığı vardır. Şeker hastalarında, şeker düzeyi, gençlerde 80’in altına, ileri yaşlarda 100’ün altına düşmemelidir. Düşük kan şekerine hipoglisemi denilir. Hipoglisemi vücuda çok stres yüklemekte, zarar vermekte, kişinin şuurunu ve hayatını etkilemektedir. Şeker hastasında herhangi bir zamanda, birden başlayan çarpıntı, soğuk terleme, ellerde titreme, uyuklama hali, şuur değişiklikleri varsa kan şekeri parmaktan ölçülmeli ve düşükse şeker yenilerek şeker yükseltilmelidir.
Şeker Hastalarına Ek Öneriler
Az ve ölçülü yiyiniz, daha çok hareket ediniz, kilonuz fazla ise kilo veriniz, ilaçlarınızı düzenli kullanınız, belirli aralıklarla kontrollerinizi (şeker, tansiyon, kolesterol ve kilo) yaptırınız. Sigara içmeyiniz, alkolü sınırlandırınız. Ayak ve cilt bakımı yapınız.
Şeker hastası olduğunuza dair bir kimlik kartı taşıyınız. Hekime başvururken eski tahlil sonuçlarıyla, kullandığınız ilaçlarla veya ilaç listesiyle gidiniz.
Şeker hastaları aşılarını (özellikle grip, hepatit ve zatürre) ihmal etmemelidir. Diyabetlilerin oruç tutması önerilmez.
Genç ve bebek sahibi olmak isteyen kadınlar, hekimlerine bu beklenti ve hedeflerini belirtmelidir ki bir yol haritası çizilerek şeker hedefleri tutturulmalı, anne ve bebek zarar görmeden süreç yönetilmelidir.
Şeker hastalığı konusunda, hasta ve ailesi bilgilenmelidir. Hastanın ilaçları nelerdir, şeker parmaktan nasıl ölçülür, hipoglisemi durumunda ne yapılmalıdır, hasta ve yakınları öğrenmelidir ki hastaya acil durumda yardım edebilsinler.
Çalışan şeker hastalarına uygun bir çalışma takvimi ve önceliği sunmak, iş yaşamını kolaylaştırmak gereklidir.