Alzheimer Hastalığı

Alzheimer Hastalığı

Merhaba, bu yazımda siz değerli okuyucularımıza herkesin çok korktuğu bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Günümüzde  genç veya yaşlı neredeyse artık herkesin "çok unutkanım, acaba bunuyor muyum?" sorusuyla en az bir kez doktora başvurduğunu görmekteyiz. Hasta bu soruyla  hekime geldiğinde öncelikle yaşı, cinsiyeti, eğitim seviyesi öğrenilir ve ailede demans veya daha bilinen ve korkulan adıyla Alzheimer hastalığı olan bireylerin varlığı, bilinç kaybı olan bir kafa travması alıp almadığı, daha önce felç, kalp krizi  veya depresyon gibi bir hastalık geçirip geçirmeği, guatrı olup olmadığı, beslenme ve spor  alışkanlıkları ve kullandığı ilaçlar mutlaka sorgulanır.

Popüler kullanımıyla dilimizde “Bunama” adı verilen demans kelimesi, Latincede “edinilmiş zihnin yitirilmesi “anlamına gelir. Alzheimer hastalığı da demans veya bunamaya en sık sebep olan hastalıktır.

Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan nörodejeneratif yani sinir hücrelerinde harabiyete sebep olarak ilerleyen bir beyin hastalığıdır. Hastalığa beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle zararlı proteinlerin birikmesi sebep olur, bu da sinir hücrelerinin haberleşmesini bozar, ayrıca aradaki bu iletişimi sağlayan bazı kimyasal maddelerin de üretimi azalır. Sonuç olarak tüm patolojik bozukluklar, özellikle bellek ve öğrenme gibi zihinsel becerilerlerden sorumlu olan beyin hücrelerinin ölümüne yol açarak Alzheimer hastalığına sebep olur.

Alzheimer hastalığı için kadın cinsiyet her zaman daha riskli gruptur, aynı şekilde yaşla birlikte Alzheimer hastalığı görülme ihtimali de artar, öyle ki 65-70 yaş arası Alzheimer  hastalığı sıklığı %4-5 iken, 70 yaş sonrası bu sıklık giderek artmakta ve 90'lı yaşlarda neredeyse her iki kişiden birine Alzheimer hastalığı tanısı konmaktadır.

Düşük eğitim seviyesi bu hastalık için risk faktörü olarak kabul edilmekte ve yüksek eğitim seviyesinin de koruyucu olduğu bilinmektedir. İlk başta değinilen kafa travması, beyin damar hastalıkları, depresyon ve tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi gibi hastalıklar da Alzheimer Hastalığı için risk oluşturmaktadır.

Peki korucu faktörler yok mudur? Bu soruya cevap olarak akdeniz diyeti yani mevsiminde yenen taze meyve, sebze, yeşillik, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenme şekli; fiziksel ve zihinsel aktivite ve günde bir kadeh kırmızı şarap verilebilir.

Asıl sorumuza dönecek olursak unutkanım diyerek gelen hastaya ne yapıyoruz? Gerçekte acaba kaç kişide bunama saptıyoruz? Her unutkanım diyen doktora başvurmalı mı ya da unutkanlık doğru tanımlanıyor mu? Tabiki bu soruların cevapları hastadan hastaya değişebilir ama  eğer hasta eşyalarını sık sık kaybediyor, söylediklerini sık tekrar ediyor, aynı soruları bir daha soruyor, bazen yolunu şaşırıyor, pazar alışverişinde eksik para üstü alıp fark etmiyor, daha önceden kullanabildiği ev aletlerini eskisi gibi kullanamıyor, yemeklerin lezzetini tutturmakta zorlanıyor ise ya da çok sakin ve kibar bir insanken karakteri giderek değişip uygunsuz şakalar yapan ve küfreden bir insan haline gelmişse mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmalıdır. Bu noktada doktora başvuran hastanın hikayesi ve nörolojik muayenesi tamamlandıktan sonra mutlaka bilişsel işlevlerin farklı alanlarını değerlendiren bir tarama testi yapılır. Testin sonucuna göre de tam kan, içerisinde şeker ve kolesterol düzeyleri, B12 vitamini ve tiroid fonksiyon testlerini de içeren geniş biyokimya tetkikleri, beyin görüntülemesi ( Beyin MR veya Bilgisayarlı Beyin Tomografisi) ve EEG yani beyin dalgalarının kayıtlanması şeklindeki ek laboratuvar tetkikleri ile klinik tanı büyük oranda destekleklenir.

Hastaya tanı konulduktan sonra mutlaka tedavi başlanmalıdır. Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi bugün için ne yazık ki yoktur; ancak belli bir süre hastalığın ilerleme hızını yavaşlatacak tedavi olanakları bulunmaktadır. Kolinesteraz inhibitörleri ve Memantin etken maddeli bu ilaçlar, beyindeki sinir hücrelerinin hasarı sonucu azalmış olan haberci madde miktarının dengelenmesine yardım ederek zihinsel işlevleri korurlar. İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durdurmaz, ancak bellek kaybı dahil, çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini, hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre korunmasını sağlar ve davranışsal problemlerin daha geç ortaya çıkarak hastaların bakım evine yatırılma süresini geciktirir. Ayrıca depresyon, huzursuzluk, uykusuzluk ya da hayaller görme gibi davranış bozukluklarını tedavi etmek için de uzun zamandır kullanılmakta olan çok sayıda etkili ve güvenilir antidepresan ve antipsikotik ilaç da bulunmaktadır.  Sonuç olarak erken tanı konularak ilaç tedavisine başlanması hastanın yaşam kalitesini artırır ve daha uzun süre kendine bakabilmesini sağlar.